İlk Gün

13 Eylül 2010 Pazartesi

Merhabalar,

Böyle bir kararı vermemin ilk günü olan 13 Eylül nasıl geçti hadi bir bakalım.

Sabah kalkınca, dershanede öğretmenlik yapmaktayım efendim. 07.15'te uyanmış bulundum dolayısıyla. İlk işim, gardırobumun üzerine 'you are on diet' yazılı bir kağıt yapıştırmak oldu. Keşke kendi evimde yaşasaydım, aile evim yerine... İşte o zaman, buzdolabı kapağından başlamak üzere, odamın tavanı da dahil olarak her yeri onun fotoğraflarıyla donatırdım. Oldukça motive edici olacağından eminim. :) Ama kısmet işte, imkansız şu an. Yine de ufak bir fotoğrafını bir şekilde bastırmayı ve göz önünde bulundurmayı planlıyorum. Ailemin gözü önünde değil tabi :)

Neyse, sabah kahvaltısı için aslında planım bir kase süt ve cornflakes olacaktı ancak sütü kaseye koyunca sanki bozulmuş gibi hissettim. Bir yudum içtim ve emin olmayınca bu plandan vazgeçtim. 2 dilim beyaz ekmek ve 2 kibrit kutusu peynir ve domates yemeye karar verdim. Öyle de yaptım.

Sonra dershanede, bayramımızı kutlamak için kolonya ve çikolata dağıttılar. Almış bulundum çikolatayı. Sonra da yemek zorunda kaldım. Zorla değildi tabi ama o an 'hayır' diyemedim işte. Neyse ama bakın kendimi affettirebilirim. :) Sonra 2 kez daha çikolata dağıtıldı, -müdürlerimiz çok iyi niyetli insanlar canlarım/maaşallah/- 2'sinde de aldım ama yemedim. Birini masanın üzerinde bıraktım, bir diğerini de 'zayıf' bir arkadaşım olan D...'ye uzattım, -Tatlım, al benim hakkımı da sen ye! dedim. Mutlu oldum bu karardan ötürü.

Neyse sonrasında, dersler akıp gitmiş ben fark edemedim. Öğlen yemeğinde Pilav üzeri tavuk var idi. Ben dedim sulu bir şey olsaydı yerdim ama almayayım. Elma götürmüştüm onu yemeğe başladım. C. adlı erkek hocamız, A. hocam diyettesin galiba! dedi. Evet, dedim hemen. Fırsattan istifade. Böyle olsun istedim, çünkü onlar diyette olduğumu bilirlerse, hem üzerimde bir baskı oluşur 'a bak bu kız diyette ama tatlıları götürüyo' cümlesini duymak istemem sonuçta değil mi? :D hem de ısrarcı olmazlar 'onu ye, şunu ye' gibi.

Sonra akşam eve gelmeden önce bir markete uğradım. Adını da veriyorum, pek çok sevdiğim: BİM! :))) Süt aldım kendime, Dost süt-ki bence çok lezzetli, bir de yoğurdu var bu Dost markasının ki o da gayet leziz. Fiyatları da uygun. Sonra bir adet 6lı meyveli yoğurt aldım, küçük küçükler zaten, ara öğün fln olur diye düşündüm. 1 adet kepekli galeta aldım. Ekstra bilgi olacak ama kırtasiye bölümü gelmiş, ona da daldım, bayadır mantar pano istiyordum ve sonunda çok uygun fiyata aldım. Pilot kalemler aldım fln işte.

Eve gelince nohut yemeği yedim bir dolu tabak. -Taa ben küçükken, lisedeyken, diyetisyene gitmiştim, onun verdiği listede, nohut, mercimek gibi baklagillerin et yerine geçtiği ve bir porsiyonunun 16 kaşık yemek olduğunu biliyor idim.- ki bu da dolu dolu 2 tabak yemek ediyor. Neyse ki ben 1 tabağını yedim ve arkasından da anneciğimin maalesef ki çok sevdiğim, sebzeli bulgur pilavından birazcık yedim. Kaç kaşıktırr, 4 kaşık fln.

Ya böyle hiç yemek sevmesem, yemek yemek istemesem ne hoş olurdu. Bu iştah da nedir yahu! Ama öldüreceğim içimdeki yemek yeme canavarını! Çalıkuşum için, kendim için, bizim 'biz' olabilmemiz için bunu yapacağım!

İşte neyse, sonrasında biraz oyalandım, kitap okuyayım diye yatağıma kıvrılmıştım ki, uyuyakalmışım... Empati'yi okuyorum, güzel olmalı, Olasılıksız'ı sevmiştim.

Sonra işte uyandım saat 9 idi. Babam işten yeni dönmüştü annem yine aynı yemekleri ısıtıyor. Yesem mi yemesem mi diye aklımdan geçirdim ama sonra da saçma bir şekilde dedim ki, ya şimdi yemezsen gece çok acıkırsın! Ve yine bir tabak (dolu dolu değildi bu sefer) nohut ve birazda 3 kaşık kadar sebzeli bulgur pilavı yedim. Pişmanım! Babam öğrenmiş diyette olduğumu, ki çok kinayeci bir insandır sağolsun, her şeyi didik didik didikler! Çok zor bir baba zaman zaman. Ya daa, çoğu zaman...

Diyetteymişsin! dedi. -Evet, bu benim diyetli yemek yeme halim dedim. Diyetli insan spor yapar, in spor yap dedi. Saat olmuş gece 09.00, Evin önünü göstererek: ne sporu yapıcam, burada koşayım mı bi oraya bi buraya? dedim. Ne dese beğenirsiniz: Sen? Sen mi koşacaksın? Yürüsen yeter. dedi. Koyuyo işte bu adamın lafları bana. Sinir oldum bence. Dakka bir gol bir. Bir şeye karar veriyorum, moral verip motive edeceklerine, baştan bi moral kırıklığı.

Aman neyse ya, bence ilk gün adına çok da vukuatlı bir gün olmadı. İyi idare ettiğime inanıyorum. Su içemiyorum çok fazla, 1 litre bile içmiş değilim henüz sanki. O konuda dikkatli davranabilsem bir de. Bakacağız...

işte size pek kıymetli, -çalıkuşum.
Ne kadar zayıf dikkatinizi çekerim. :/
Müzik: Bu yazı yazılırken, Candan Erçetin - Bahar / çalıyordu. 

Çünkü sana değdiğinden beri ellerim,
Bütün kış dallarımda tomurcuklar var...

Ayrıca bunun seninle ne ilgisi var? 

0 yorum: